...:::Hogwarts Cafe:::...


 
AnasayfaTakvimGaleriSSSAramaÜye ListesiKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Gollum (Smeagol)

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Yönetici
Hogwarts Baş Müdürü
avatar

Yaş : 25
Mesaj Sayısı : 471
Meslek : Öğrenci
Büyü Gücü : 1799
Sihir Tozu : 301
Kayıt tarihi : 26/07/09

MesajKonu: Gollum (Smeagol)   Perş. Eyl. 24, 2009 7:36 pm



GOLLUM
Gollum kesinlikle Orta Dünya'nın en karmaşık ve ilginç karakteridir. Onu tanımlamaya çalışmak neredeyse imkansızdır. Tartışılan kategorilerden hiçbirine ait olmadığı gibi, herhangi birine de konulabilir. Gollum'un karakterini incelediğimizde, onda iyi, kötü ve yansız nitelikler görüyoruz. İyi kategorisine konabilir çünkü Orta-Dünya'daki diğer kötü karakterlerin olduğu gibi, bir zamanlar iyiydi. Ayrıca ona karşı sevgi/nefret karışımı bir ilgi duyabileceğiniz kimi sevimli özellikleri de var. C.S. Lewis bu konuda : "Zavallı Smé️agol bile, hikayenin sonlarına kadar iyi güdülere sahip." Ayrıca, kötü niyetle yapılmış olsalar da, bazı hareketleri gizemli ve tuhaf bir şekilde olsa da İyiye hizmet ediyor.

Onu basitçe Yansız sınıfına koyabiliriz çünkü kendisi dışında hiçbir efendiye hizmet etmiyor. Yüzüğün onun efendisi olduğunu söylemek doğru olur, ama yüzüğü kendisi ve küçük mağarası için arzuluyor. Yüzüğü dünyayı veya kendi ırkını fethetmek için kullanmaya niyeti yok. Tek istediği "kıymetli" sini bulmak ve Dumanlı Dağlar'ın altındaki mağarasına geri dönmek. Gollum Frodo'ya Efendi diyor ama Frodo erdemi yüzünden değil yüzük taşıyıcısı olduğu için Gollum'un efendisi.

Son olarak, karakterindeki kötülük yüzünden onu Kötü kategorisine koyabiliriz. Fırsatını bulunca öldürmeye tereddüt etmeyen zararlı, aşağılık bir yaratık. Uzun hayatı boyunca bir çok kez öldürmüş ve en büyük isteği doğum günü hediyesini, başka bir deyişle Yüzük'ü, çalanı öldürmek. Onu boyunduruk altına almanın ve "cici" yapmanın tek yolu bunu zorla, tehdit ederek yapmak. Tolkien'in kendisi bile Gollum'un karmaşık karakterini tamamen anlayabilmiş değil. Yayıncısı Sir Stanley Unwin'e yazdığı bir mektupta " Galdalf'a (Tolkien) Gollum'un psikolojisini anlaşılır yapma konusunda güvenmiyorum (Mektuplar 121). Aynı Tom Bombadil'in Tolkien ve tüm dünya için bir gizem olması gibi, bir çok yönden Gollum da öyle. Gollum'a adil davranmak için, onu kendine has bir kategoride görmeliyiz.

Smé️agol Hobbitvari bir yaratıktır. Ulu Nehir yakınındaki Yabandiyar'ın kıyısında halkıyla birlikte yaşamaktadır. Tek Yüzük'le ilk karşılaşması burada olur. Doğum gününde balık tutarlarken Smé️agol'un arkadaşı Dé️agol nehrin dibinde bir yüzük bulur. Dé️agol "Ben sana bir armağan verdim zaten, hem de ne armağan. Bunu ben buldum, benim olacak" diyerek yüzüğü vermeyi reddedince, Smé️agol arkadaşını öldürür ve yüzüğü alır. "Dé️agol'u boğazından yakalayıp boğazlar." Elbette, bunun Sauron'un Tek Yüzük'ü olduğunu ve şimdiden onu kontrol ettiğini bilmez. Onu görünmez yaptığını fark eder ve bunu hırsızlık amacıyla kullanmaya başlar. Daha sonra, hor görülerek köyden atılır. Yüzük aklını kemirmeye başlar ve onu zavallı bir yaratığa dönüştürür. Gırtlaktan gelen sesler çıkarmaya başlar, ve böylece Gollum ismini alır, çünkü çıkardığı sesler "gollum" a benzemektedir. Bir gün Dumanlı Dağlar'a gelir ve nefret etmeye başladığı gün ışığı dünyasını terk eder. Dağların altında bir mağara bulur, ve sevgili "doğum günü hediyesi" ile birlikte yüzyıllar boyunca burada yaşar.

Tolkien'in eserlerinde Gollum'la ilk tanışmamız bu noktadadır. Hobbit çocuklar için yazılmış bir hikayedir ve Gollum Bilbo'nun uzun yolculuğunda karşılaştığı karakterlerden biridir. Bilbo tesadüfen yüzüğü bulur ve yüzüğün görünmezlik özelliğinin yardımıyla Gollum'dan ve kesin bir ölümden kaçarak yanına almayı başarır. Hobbit'i yazarken Tolkien'in Gollum karakteriyle ve hatta yüzükle ilgili ciddi bir amacı yoktu. Yüzüğün olay örgüsünün merkezi olması ve Gollum'un ana karakterlerden biri olması Hobbit'in devamını yazması istendiğinde gerçekleşmiştir: "Smé️agol ilk başta kafamda tamamen canlanmamıştı, ama karakterinin kesin olduğuna ve sadece dikkat istediğine inanıyorum." (Mektuplar 201)

Yüzüklerin Efendisi'nde bu tesadüfi karşılaşmanın önemini tamamen öğreniyoruz. Bilbo'nun bulduğu sadece garip büyülü bir yüzük değil, İyi ile Kötü arasındaki yaklaşan savaşta kullanılacak önemli bir silahtır. Gollum sadece dağların altında saklanan acınası bir yaratık değil, dünyanın önemli meselelerinde oynayacak önemli bir rolü olan bir karakterdir. Bu Gandalf'ın da farkında olduğu bir gerçektir. Frodo, Bilbo'nun eline fırsat geçmişken dağların altında Gollum'u öldürmemiş olmasına hayıflanır. Buna Gandalf şöyle karşılık verir: "O (Gollum) Yüzük'ün kaderiyle bağlanmış. Gönlüm bana, mutlaka bir rol oynayacağını söylüyor." Gollum kötü bir yaratık olmasına rağmen, Gandalf Yüzük'le ilgisi olduğunu ve sonunda yararlı olabileceğini hissediyor. Gandalf bunun nasıl olacağını bilmiyor ama dünyanın kaderini kontrol eden daha büyük bir güç olduğunu biliyor. Dünyanın çarkları gizemli biçimlerde dönebilir.

Gandalf ayrıca Bilbo'yu Gollum'u öldürmekten alıkoyan şeyin acıma ve merhamet olduğunun önemini vurguluyor. Bu, Bilbo'nun yüzüğün gücünden Gollum kadar etkilenmemesinin ve zarar görmemesinin nedeni. Gollum cinayet ve hilekarlıkla yüzüğün etkisine giriyor ve Yüzük onu bir zavallıya dönüştürüyor. Bilbo onu ele geçirdiğinde acıma ve merhamet gösteriyor, bu yüzden de yüzük onu mahvedemiyor. "Açıkça zihninde büyüyordu ve kendini incelmiş ve gerilmiş hissediyordu." Kötüyle İyilikle başa çıkmak Tolkien mitolojisinin temalarından biridir, ve bu birçok eleştirmen tarafından belirtilmiştir. Hepsi aynı görüşte gibi görünüyor, ve özgür iradeyle gösterilen bu acıma ve merhametin özel rolünü vurguluyorlar. (Kocher 35-36, W.H. Auden 58, Helms 43, 87). En önemlisi Tolkien'in kendisi bu görüşteydi. Frodo'nun kurtuluşu "önceki acıma ve hasarı bağışlama "sı sayesinde gerçekleşti. Özgür irade konusundaki ilginç bir konu, bu seçimleri yapanların Bilbo ve Frodo olup, seçimlerin hep Gollum'la ilgili olmasıdır.

Gollum, Sam ve Frodo tarafından yakalanır. Yüzük'ün yardımıyla, onu Mordor'a giderken rehberlik etmeye ve bu karanlık ülkede bir yol bulmaya zorlarlar. Yolculukları sırasında, Gollum Frodo'ya karşı bazı duygular beslemeye başlar. Kıymetli yüzüğünü çalan Baggins'e (Bilbo) duyduğu nefret, diğer bir Baggins'e hissettiği bir düşkünlüğe dönüşür. İlişkileri karşılıklı düşkünlüğe dönüşürken, Gollum gittikçe daha muğlak hale gelir. Kendi deyimimizle şizofren özellikler geliştirdiğini bile söyleyebiliriz. Gollum'un bu iki yönü Sam tarafından Yıvışık ve Leş olarak adlandırılır. Bir tarafı, Yıvışık, iyi olmak ve yeni efendisine yardım etmek ister. Diğer tarafı, Leş, sadece Yüzük'ün ele geçirmek ve onun yardımıyla zararlarına devam etmek ister. Ama içindeki iyi yanın Frodo'yu, kötü yanın da Sam'i temsil ettiğini söylersem çok ileri gitmiş olurum. İki hobbit Gollum'da o kadar güçlü hisler uyandırıyordu ki, bu muğlaklığı biraz da onlar tarafından yaratılmıştır. Ona göre Frodo Yıvışık ve Sam Leş'dir.

Gollum'un Sam'e tavrı Frodo'ya olan tavrının tamamen tersidir. Sam ondan nefret ettiği için o da Sam'den nefret eder. Gollum'a onaylanamaz bir biçimde saygısızca davranır. Sam Gollum'un herhangi iyi bir özellik taşıdığını hayal edemez. Efendisini bu aşağılık yaratıktan kurtarmak için, Sam her zaman Gollum'a karşı tedbirlidir, onu kınamak veya incitmek için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Gollum'un sonunda içindeki kötü sesi, Leş'i dinlemesi aslında Sam'in suçudur. Pişman olacağı ve kendini içtenlikle Frodo'ya adayacağı bir noktaya gelen Gollum, Sam'in çok ağır bazı sözleriyle karşılaşır. Kendine duyulan bu güvensizliği daha fazla kabul edemeyerek, Leş'e teslim olur ve bu iki hobbitten kurtulmaya karar verir. Kitaptaki bu bölüm çok güçlü ve duygu yüklüdür. Bir an, Sam ve Frodo uykudayken Gollum tekrar Smé️agol olur ve yaşlılığın bezginliğini ve Yüzük'ün kölesi olmanın ağır yükünü hisseder:

"Bir minicik an için,uyuyanlardan biri onu görmüş olsaydı, onu kendi zamanından, gençliğinin tarlalarından ve derelerinden, kendi arkadaşları ve akrabalarından çok sonraya bırakmış olan yıllarla küçülmüş, bir deri bir kemik kalmış acınacak bir şey, yaşlı yorgun bir hobbit gördüklerini zannederdi. "

Burada Gollum'un tamamen kötü olmadığını görüyoruz. Aslında o kendi kötülüğünden yorulmuş ve yüzyıllarca önce olması gerektiği gibi huzur içinde ölmek istiyor. Yüzük'ten haberinin bile olmadığı bir zamanı hatırlayabiliyor. Sıradan ve mutlu bir hayatı hatırlıyor ve hayatının bitmeyen bir ıstırapla dolması gerekmediğini biliyor. Ben, kendi adıma onun hissettiği kolaylıkla görünen üzüntü ve pişmanlıktan etkilendim.

Sonuç olarak ortaya çıkan soru bu güvensizlik için Sam'i suçlayıp suçlamayacağımızdır. O sadece Efendi'sini korumaya çalışıyordu ve Gollum'un geçmişini bildiğinden ona güvenemeyeceklerini hissediyordu. Tolkien'in kendisi de bu denli hoşgörülü değildi. Bazı mektuplarında Sam konusunda gereksiz derecede serttir ve Gollum'un pişmanlık duymadaki başarısızlığını için onu suçlar. Diğer yandan, bunun en iyisi olduğunu söyler bize: "(Frodo'ya) Sevgisi gün geçtikçe güçlense de, Yüzük'ün efendiliğiyle boy ölçüşemez." Başka bir deyişle Gollum'a tam olarak asla güvenemezlerdi. "Ondan (Yüzük'ten) hem nefret ediyor hem de seviyordu, aynı kendisinden nefret edip kendini sevdiği gibi. Ondan kurtulamazdı. Artık bu konuda hiç iradesi kalmamıştı."

Sonunda, Gollum günü kurtaran kişi oldur. Hüküm Dağı'nın tepesinde Frodo yüzüğü, bir zamanlar dövüldüğü ateşe atmamaya karar verir. Onu kendisi için sahiplenir ve böyle yaparak Sauron'un amacına hizmet eder. Gollum Frodo'nun üstüne atlar ve Yüzük'ün olduğu parmağını ısırır. Bu en büyük neşe anında, Gollum ateşin kenarında dans ederken içine düşer. Düşünülenin aksine yüzük yok edilir. Burada yine, şeytani eylemlerin İyi'nin amaçlarına hizmet ettiğini görüyoruz. Gollum'un yardımı olmasaydı, Yüzük hiçbir zaman yok edilemezdi. Sauron eninde sonunda Frodo'yu yakalar ve dünya ebedi karanlığa gömülürdü.

Gollum'un bu son hamlesini iyi bir hareket olarak değerlendirebilir miyiz? Cevap tabi ki hayırdır. Eğer elinde olsaydı, Gollum ateşe düşmezdi. Yüzükle birlikte kaçar ve sonuçta Sauron onu bulurdu. Ona karşı minnettarlık ve şefkat hissetsek de, dünyayı kurtaran kötülük olmuştur. "Acınası Gollum, sürekli bir kötülükle son buldu." Marion Zimmer Bradley, Gollum'u atlatan şeyin bilinçsiz bir iyilik olduğunu ve "hem sevdiği hem de nefret ettiği Frodo'yu kurtardığını" söyler. Bence Bradley bu konuda yanılıyor. Gollum Frodo'dan yüzüğü aldığında iyi hislerin ötesindeydi. Frodo'ya olan sevgisi yüzünden canını verdiğini söylemek yanlıştır. Bu kötülüğün işidir. Duyduğu şey sevgi değil kıymetlisine karşı ezici bir tutkudur. Hüküm Dağı'nda iyiliğin uzağındaydı. Sam tarafından kınandığında kararını vermişti ve kafasında sadece kötü düşünceler vardı.

Tom Bombadil gibi, bize gizemli gelen bir karakter. Gollum kendisidir, başka hiçbir şey değil. Gollum hakkında, Tolkien'in bizi kesin bir yargıya vardırmak gibi bir niyeti yoktur. Bu yaratık hakkında ne düşüneceğimizi biz okuyucularına bırakmıştır. Gollum karmaşıktır çünkü onu kolaylıkla tanımlayamayız. Kötüdür, iyidir ve yansızdır, hepsi bir arada ve bu onun hakkında çok değişik izlenimler elde etmemizin sebebidir.

_________________


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://hogwartscafe.roleplaylife.net
 
Gollum (Smeagol)
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
...:::Hogwarts Cafe:::... :: ~¤~ Fantastik Edebiyat ve Bilim Kurgu ~¤~ :: Yüzüklerin Efendisi-
Buraya geçin: